TEKNOLOJİ-OTOMOTİV

Uludağ; Binaların zemini Torukla incelensin!

“Deprem değil çürük bina öldürür” sözüne alternatif olarak Mustafa Uludağ, “Çürük binanın yanısıra bilinmeyen zemin üzerine yapılan binalar da öldürür” demek daha doğrudur diyerek bina zeminlerinin yapılmadan önce daha iyi incelenmesi gerekliliğine değindi. Bunun içinde Türkiye’nin gelişmiş ve Türk Malı olan yer altını derinlemesine inceleyen Toruk adlı yer altı görüntüleme cihazlarıyla kontrol edilmesinin can kayıplarını ve büyük maddi zararların önlenebileceğine değindi.

ZEMİN ALTINI 3D GÖRÜNTÜ SAĞLANIYOR…
Türkiye’de depreme karşı teknolojik önlemler her geçen gün artmaya devam ediyor. Yer bilimcileri ve üniversiteler depreme karşı sismik incelemelerde bulunurken, dünyada pahalı olan yer altı inceleme ve görüntüleme cihazlarına karşı alternatif olarak Türk malı olan Toruk’un 3D net görüntü sağlayan cihazlarıyla başarıyı yakaladığı dikkat çekildi. Toruk istanbul Bölge Temsilcisi Mustafa Uludağ yaptığı açıklamada, “Türkiye’de tek 3D görüntüleme cihazı olarak Toruk istenilen hedeflere ulaşmıştır. Dünya genelinde de yer altı incelemelerinde Toruk tercihi her geçen gün artmaktadır. Bunun nedenlerinin başında inşaat sektörü ve yerel yönetimler gelmektedir” dedi. BİLGİ DANIŞMA HATTI: 0536 719 34 71

BÜYÜK DEPREMDE YENİ BİNALARIN BÜYÜK KISMI YIKILIR…
Deprem bölgesi olarak ifade edilen Türkiye’de hep sağlam binaların olması önemine değinildiğine dikkat çeken Uludağ, “Çürük yapı ölümlere neden olmaktadır. Ama bir gerçekte unutulmaktadır. Bina sağlam olmasına rağmen zemin binaya uygun değilse bu yapının da ölümlere ve büyük hasarlara neden olduğunu geçmiş depremlerde görülmüştür. Bu konuda yerel yönetimler bu çalışmalara önem vermemektedir. Binalar yapılırken yüzeysel zemin durumuna bakılarak 3-5 metre inilerek binayı yapıyorlar. Adına da ‘Kot’ farkı diyorlar. Bugün, İstanbul’da olası meydana gelecek büyük depremlerde eski hasarlı binalar kadar yeni binalarında yıkılabileceğini şimdiden söyleyebilirim” diye belirtti.

YEREL YÖNETİMLERDE YER BİLİMCİLERE YER VERİLMELİ….
Bunun nedeni ise zemin durumuna bakılmaksızın yapılan binalar veya depremler sonrasında mevcut binaların zeminlerinin durumlarının kontrol edilmemesi etken olmaktadır diyen Toruk istanbul Bölge Temsilcisi Uludağ, “Yapı denetim, yerel yönetimler de ki imarla ilgili kurumlar yer bilimcilerini bünyelerine katmaları gerekmektedir. Bugün sadece İBB’de belki vardır ama ilçelerde yer bilimciler yok. Bugün dünyanın gelişmiş ülkelerinde ise yerel yönetimlerinde yer bilimcileri bulunmaktadır. Bina denetim firmaları ile yerel yönetimlerde ki ilgili birimlerin bir çoğu Toruk’u bünyelerine katmıştır. Bugün gökdelen gibi yapılar haricindeki binaların zeminleri ancak 5-10 metre aşağıya doğru kondurulmuştur. Zemin sert gibi görünse de meydana gelen depremlerden dolayı kütlelerin kayması boşlukları meydana gelmesine neden olmuştur. Böyle olunca da bina olası bir depremde zemin çökmelerinden dolayı yıkımlar ve yan yatmalar olmaktadır. Toruk yer altı incelemede 30 metre derinliğe kadar 3D görüntüsünü vermektedir. Yani anlayacağınız yeraltındaki gözünüzdür. Bugün bir 5 katlı binanın maliyeti nereden baksanız 500 bin liranın üzerindedir. Bu bina yan yatarsa kurtarabilir misiniz? Yazık değil mi! Önceden zemin incelemesi yapılarak önlem alınmalı” ifadesine yer verdi.
BİLGİ DANIŞMA HATTI: 0536 719 34 71

DOÇ. DR. KAPLAN: BİNA YAPILIRKEN SAĞLAM ZEMİN KOŞULU…
Yeraltı görüntüleme cihazının ek özelliklerinin, metal ve minarel ayrımı, derinlik ve boşluk, su, kanal, boru hatları, alt yapı tespiti, inşaat zemin katmanlarını çıkartma, madencilik, yeraltı su arama, toprak yapısı arkeoloji ve jeoloji gibi çalışmalarda ön destek sağladığına değinen Uludağ, “Depremde zeminin çok önemli olduğunu ben değil bilim adamları söylemektedir. Depremle Savaş Derneği Genel Başkanı İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seyit Ali Kaplan hazırladığı tezde ifade etmiştir. Doç. Dr. Kaplan tezinde; ‘Bina yapılması için elbette sağlam zemin koşulu aranmalıdır. Elbette tarım arazilerimiz, su havzalarımız yapılaşmaya peşkeş çekilmemelidir ve yok edilmemelidir. Elbette ülke çıkarları göz önüne alınarak imara açılan sahaların gerçekten imara uygunluğu araştırılmalıdır. Ancak bu durum bir başka açıdır. Şayet dolgu zemin üzerine yapı yapılacaksa, yumuşak zemin üzerine yapı yapılacaksa, yapının temelde farklı karakterdeki zemin üzerine kurulması söz konusu olacak ise mühendislik hizmetinin eksiksiz verilmesi gerekir. Zeminin durumu iyi incelenmelidir.’ diye belirterek burada zeminin sürekli kontrolü yapılması gerekliliğine dikkat çekmiştir” dedi.
BİLGİ DANIŞMA HATTI: 0536 719 34 71

ZEMİN DURUMUNUN ÖLÇÜLMESİ VE BİLİNMESİ…
Doç. Dr. Seyit Ali Kaplan’ın TMH Dergisine yaptığı zemin iyileştirmesi adına gerekli bilimsel araştırmalar yapılarak gerçekçi sonuçlar elde edilmesi gerekliliğini savunduğuna değinen Mustafa Uludağ, “Değerli hocamız makalesinin devamında şunlara da belirtmiştir; ‘Binaların depremde hasar görmesinin zeminden kaynaklanan bir durum olduğu ve depreme karşı binanın güvende olup olmadığına binanın statik sisteminden ziyade zeminin sağlam olması ön plana çekilmektedir. Bazı kişilere göre zemin iyi ise deprem binayı yıkamaz. Zemin çok sağlam değilse bina yapmak doğru olmaz gibi bir şablon ortaya konulmaktadır. Zemin koşulu binanın projelendirilmesinde önemli bir parametredir. Ana kayanın üzerindeki tabakaların cinsi binanın depremde maruz kalacağı etkiyi artırabilir. Örneğin, ana kayada yapılan tespitte deprem ivmesi yer çekimi ivmesinin 0.1 katı olarak ölçülmüş iken, 37 metre yukarıda üç farklı tabaka üzerinde aynı deprem ivmesinin iki kat arttığı deneysel olarak elde edilmiştir. Yumuşak zeminlerde etkinin arttığı bilinen bir gerçektir. Yumuşak zemin üzerine bina yapılmaz denemez, önemli olan zemin koşullarının belirlenmesi ve proje safhasında gereğinin yapılmasıdır. Yani, zemin durumuna göre deprem etkisi belirlenmeli ve belirlenen etkiye göre gerekli emniyet sağlanmalıdır. Burada önemli olan zemin koşullarının bilimsel değerlendirmesidir. Aksi halde zemin koşullarına uygun temel yapılmaması durumunda büyük hasarların oluştuğu bilinen bir gerçektir’ şeklinde yer vermiştir. İşte toprağın ve zeminin durumunu en iyi şekilde ulaşmayı Toruk sağlamaktadır” şeklinde ifade etti.
BİLGİ DANIŞMA HATTI: 0536 719 34 71

TÜRKİYE’NİN BİR ÇOK İLİNDE OLDUĞU GİBİ İSTANBUL’UN DA ZEMİNİ…
“Zemin koşullarının tetkik edilerek gerekli iyileştirme ve tedbir alınmadan yapılan yapıların depremde devrildiği, çökerek zemine gömüldüğü ve daha birçok hasarlara yol açtığı gerçeklerini Kaplan hocamız belirtmiştir” diyen Toruk istanbul Bölge Temsilcisi Uludağ, “İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seyit Ali Kaplan konuşmasının devamında ‘Zeminler doğal olarak uygun değilse iyileştirilemez anlayışına da katılmak mümkün değildir. Daha önce belirtildiği gibi Devlet Demir Yolları Erzincan Gar Binası’nı yapan mühendis depremde binanın yıkılmasını önlemiş buna karşın diğer birçok yapının mühendisi, gereken bilimsel tedbiri alamadıkları için binalar küçük bir depremde yerle bir olmuştur. Yani, depremden zarar görmek veya görmemek mühendislik hizmetinin bilimsel olması ve ciddi uygulaması ile alakalıdır. Türkiye’nin bir çok ilinde olduğu gibi İstanbul gibi şehirlerdeki gevşek zemin koşullarında da gerekeni yaparak depreme karşı emniyetli binalar yapabilir. Örneğin, binanın oturduğu zeminin sulu olması ve depremde oluşan titreşim sırasında zemindeki kılcal boşlukların sıkışarak hava boşluğu ve suyun üst tarafa hareket etmesiyle bina temel altında zemin emniyet gerilmesini düşürdüğü ve bunun bir sonucu olarak çökmeler ve aşırı deplasmanların oluşması beklenen bir durumdur.’ diyerek Toruk yer altı cihazının önemini de bir nebze ifade etmiş durumdadır” diye belirtti.

MEVCUT BİNANIZIN ZEMİNİ KONTROL ETTİRİNİZ…
Doç. Dr. Kaplan, “Bina altındaki zemin suyunun seviyesinin düşürülmesi deprem sırasında aşırı çökmelerin oluşmasını ve zemin emniyet gerilmesinin azalmasını önleyici bir tedbirdir. Başka bir deyişle, bir temel altındaki zeminin asgari kalınlıkta sıkışmış olması ve su hareketinin engellenebilir olması deprem sırasında zeminin üst yapıyı tutabilme şansını artırmaktadır. Bu temel prensipten hareket edilerek, bir binanın yakınında kuyular açılırsa yer altı su seviyesi düşecektir. Yer altı suyu seviyesinin düşürülmesi bina yükü altında üst tarafın sıkışmasına sebep olacaktır. Yani, yer altı su seviyesinin düşürülmesi halinde binanın oturduğu zemin tabakasının üstten itibaren sıkışmasına ve daha sağlam zemin tabakasının oluşmasına sebep olacaktır.” şeklinde belirtmiştir değerli hocamız diyen Mustafa Uludağ, “Son zamanlarda meydana gelen irili ufaklı depremler yer altında gizli tehlikeleri bu şekilde meydana getirebilir. Kuru ve kaya diyebileceğimiz zeminlerin içleri su kanalları veya göletlerinin oluşmasına da neden olabilir, boşluklar olabilir, tersi durumlarda gözlenebilir işte bunların bilinmesi ve 500 bin ile 1 milyon lira değerinde veya üzerinde görlen binaların zeminlerini bu cihazla kontrolleri sağlatılıp mühendislere gerekli doneler verilerek önlemleri alınabilir. Yine aynı şekilde yerlatı kabloları, kanalizasyon, su ve doğal gaz boru hatlarının görüntülü tesbiti de sağlanacağından hasarların önüne geçilmişte olunur” diye konuştu.
BİLGİ DANIŞMA HATTI: 0536 719 34 71

 width=  width=