YAZARLAR

Siyasette kazanmak mı, kaybetmek mi?

Binlerce okuyucumuzun baskısı bizleri memnun etti ve yazılarımıza devam ediyoruz. İktidar ve Ana Muhalefet partisi kendi içeresinde son İstanbul seçimlerinin değerlendirmelerini yapmayı sürdürüyor. En sert eleştiriyi ise sayın Cumhubaşkanı Tayyip Erdoğan lideri olduğu Ak Partisi’nin içerisinde ki ayrılmışlara ve hâlâ devamlılığını sürdürenlere yaptı. Cumhurbaşkanı her konuşmasında “Partiden ayrılanlar, misyonunu kaybetmiş olanlardır. Onlara sesleniyoruz gelin doğru yolu bulun ve bizimle olun” yorumlarına yer verdi.

Lakin, partinin tabanında seçtikleri bir zamanlar Hz. Ömer’in adaletinden ve yaptıklarından bahsedip sonra rantı elinde bulundurduktan sonra elindeki elemanlarıyla vatandaşın üzerinde adeta sosyetik islam zengini görüntüsüyle baskılar kurdurduktan sonra konuştukları, “Bizim yaptığımız illegal ve legal işlere ses çıkartmayacaksınız herkes bizim istediklerimizle yola devam edeceksiniz. Yoksa, partiye hiç gelmeyin…” muamelesi yapmayı sürdürüyorlar. İstanbul’un bir çok ilçesinde belediye başkanları ile başkan yardımcıları ilçe başkanları aynı sürüncemeyi devam ettiriyorlar. Sonra da “Onlar küsmüş gelmiyorlar başkanım….”

İşte vatandaşların bana söylediklerinin devamı şöyle; Cumhurbaşkanının partisinde ve yerel yönetimlerde yaşananlardan aynı zamanda yapılanlardan ya haberi yok veya haberi olupta olmamazlıktan geliyor. Bugün ilçelerde yapılan bir çok illegal işlerin oluşumunda “Başkanımızın haberi var. Önemli değil kimseyi takmayın” denilerek illegalliklerin böyle sürdürülmesi devam edilirken İstanbul seçimleri ile büyük illeri kazanmak herşeyi düzeltecek miydi? Bugün, İstanbul’da ilçelerde seçimi hakkıyla kazanmak mı yoksa kaybetmek mi, yapılan haksızlıklarla vatandaşı canından bezdirip illegal yollardan siyasi ayak oyunlarından seçim kazanıpta vatandaşların hakkını gasp etmeye devam etmek mi?

İşte buraya bakmak lazım. Yıl 2019. Siyasetin en kirlendiği yıl olduğunu vatandaş çok iyi biliyor, iktidar ile ana muhalefet partisinde kiler ise “Bu son bundan sonra bunlar olmayacak” deniyordu. 15 Temmuz ihtilal öncesi de, bilmeyenler internetten bununla ilgili kayıtları dinlesin… Ak Parti ve CHP’nin yaptığı son 20 Yıllık siyaseti vatandaşı hem yoksullaştırdı hem de ahlak boyutunu değiştirdi. Önceleri kamu kurumlarında yüzde 10 rüşvetçi vardı, şimdi ise yüzde 10 dürüst insan kaldı.

İktidar ve ana muhalefet partisi ile iki üç yandaş parti el ele kol kola yerel yönetimlerle devletin çeşitli kurumlarında ki ihale ve rant ile müteahhitsel işlerin pastalarından paylaşılan bir çark oluşturmuşlar. Siyasette ve belediyelerde başkanlar, başkan yardımcıları, meclis üyeleri, vekiller vs. medya ile halkın karşısında birbirlerini kötülüyorlar sonra da girdikleri odalarda ise ‘hangi inşaat işi gelse imza atsak da yolumuzu bulsak’ düşüncesinde devam ediyorlar. Buna siyasi ilçe başkanları ile yönetimi de dahil. Yine aynı şekilde sadece ihale değil vatandaşların yaşamsal alanı olarak terk edilen imar uygulamalarının kendileri için rant bölgesi olarak görülüp bu alanlar işgal ettirilerek bu rantları 5’te birini devlete diğerini ise ceplere akıtıyorlar. Dikkatinizi çekerim, yasal olarak her terk edilen ve yaşamsal alan olarak belirlenen alanların işgali ile her yükselen binaların yasaları ihlal edip çıktığı alanlar. Yerel yöneticiler bunları unutmuşlar, ama bunlar vatandaşların yaşamsal alanları o yöneticilerin cüzdanlarına rant girecek alanlar değil. Bu alanların pervarsızca işgali vatandaşların hayatlarından ve yaşamlarından çalmaktır. Kul hakkıdır.

Ülke menfaatlerini kişilerin rantlarına çevirilmesine göz yumulmasına karşı gelen siyasiler ise çeşitli iftiralarla veya ayak oyunlarıyla hemen çarkın içerisinden dışarıya itiliyor. İktidarı da ana muhalefeti de böyle… Bugün üç belediyeye kayyum atanmış yöre halkının seçtiği kişiler görevi kötüye kullanmak aynı zamanda da ‘Vatan hainliği’ ile suçlanmış. Devlet bu konuda aldığı kararla doğru bir karar vermiştir bize göre. Aslında devlet burada kontrol mekanizmasını kullanabilirdi. Bu davranışı ile illegal bir konumu legalleştirip bu siyasilerin siyasetlerini güçlendirmeye yönelik çalışma yapmış ve sempatizan toplanmasına neden olmuştur. Belediyeleri zarara uğratıp teröre destek veren ve aynı zamanda terör yandaşı olan bu kişiler yargılanmalıdır bu konuda ki tutumu doğrudur. Yanlış ise, bu illerde hâlâ devleti benimsemeyen insanların, ya çoğunlukta olması veya yanlış bir uygulamanın varlığının sürmesi nedeniyle vatandaşlar hükümete uyarı yapmış olabilme ihtimali olması. Yine aynı şekilde kasıtlı olarak Türkiye Devleti’nin himayesini istemeyenleri kabullenmek…. İşte bu işi çözmek devlet mekanizmasında ki işleyiş hatasından kaynaklanmaktadır.

Peki bu iktidar ve ana muhalefet partili siyasetçilere soruyoruz; Devletin kaynaklarını pervarsızca harcayıp yerel yönetimleri ve devleti zayıflatmak hainlik değilmidir?, Devletin imkanlarını veya vatandaşın haklarını rüşvet alarak kişilere veya kendilerine rant haline getirmek hainlik değilmidir?, Bu iktidar ve ana muhalefet partisinin geçmiş yöneticileri zarara uğratılan belediyelerin başkanları, başkan yardımcıları ve birim müdürleri ile amirleri ülkesine hainlik yapmış sayılmaz mı?.. Bazı belediyeler belediye binalarına milyonlarca lira borç bilançoları asmalarının arkasında ki durum nedir?, Bu bakan, milletvekili, üst bürokrat, başkanlar, başkan yardımcıları ile meclis üyeleri, yakınlarını yerel yönetimlere veya kamu kurumlarına sınavsız bir şekilde bilgi yeteneğinden yoksun kişileri buralara sokması hainlik değilmidir?, Yine aynı şekide dönüşü olmayan zararlara uğratılan bu belediyeler, sonrada vatandaşın hakkı olan arazi ve kurum binalarını satıp kişisel rantları için yapılan ihalelerde ki borcu kapatmak doğru bir karar mı?…

Burada şunu ayırt edelim…

Kamu için harcanan ve kamuya gelir getiren sosyal hakları genişletilen zararları bu kategoriye almamalıyız…

Avrupa da zengin bir ülkenin kamu kurumu kasıtlı olarak zarara uğratılsa veya zimmetine para geçirse anında en ağır cezalarla yargılanırlar. Adalet ve hukuk, geçmişle günümüzde meydana gelen her türlü olayı yargılayıp kişileri gerekirse cezai müeyyidelere çarptırılmasını sağlarlar. Bu kişilerin çok azı devletine ve bulunduğu kuruma ihanet eder. Onlarda her türlü cezaya çarptırılırlar. Bugün Türkiye’de kurumu zarara uğratanlar hakkında cezai müeyyideler inanılmaz derecede hafif olduğu hukukçular tarafından söylenmektedir. Yine aynı şekide, bulunduğu kurumda yer alıp ta devletin kaynaklarını kendi yakınlarını ve akrabalarını inanılmaz derecede zengin eden belediye başkanları seçim kaybetmiş ve kendileri çeşitli işlerle uğraşarak, “Devlet malı deniz yemeyen keriz” ifadesini kullanarak pişmiş kelle gibi sırıtıyorlar. Çünkü geriye dönük herhangi bir cezai müeyyide yokmuş gibi işlerine bakıyorlar, partisiyle ilişkisini kesmeyerek işlerini sürdürüyorlar.

Sayın Cumhurbaşkanı’na söylüyoruz, bizler memleket davası, millet davası ve inanç davası uğruna Ak Partiyi destekledik. Lakin, görünen o’dur ki yerel yönetimlerde bulunanların yüzde 80’ni rant davası peşinde. Yine aynı şekilde vekillerin büyük bölümü de aynı. Dürüst olanlar, rüşvet yemeyenler ya uzaklaştırıldılar veya zarara uğratılıp partisinden uzaklaşmasına neden olunmuştur. Bunları sorgulamadığınız sürece ADALET’i savunmak yanlış olmuyor mu? Ak Parti İstanbul’da il dahil olmak üzere ilçeleri kaybederken Ana Muhalefet partisinin iş yapmadığını söylemenize rağmen neden kazanmış ilçelerini kaybetmiyor?

Hiç bunu sordunuz mu?…

Sizinle birlikte olupta yoldan ayrılan ama zengin olmayan kişilerin neden ayrıldığını hiç sordunuz mu?… Bizler sosyetik müslüman istemiyoruz, hakkı arayan adaleti savunan ve halkının her geçen gün yoksullaşmasına neden olan liderler istemiyoruz. Selçuklu, Osmanlı bunu yapmamıştır. Kapitalizmin isteklerini yerine getirmeye başladıktan sonra bu ülkeleri yönetenler kaybetmiştir. Vatandaşı bu kadar cahil görmeyin, bizler sonucu düşünüyor ve görüyoruz. Hz. Peygamber (s.a.v) bir hadisi, “Bir lokma haram mideyi büyütür… Onlar ahiretlerini ve gelecek günlerini ne tahmin edebilirler ne de görebilirler….” Demesi üzerine Hz. Ömer ve peygamberin etrafında ki diğer zenginler tüm mallarını devlet ile millete pay etmişlerdir. Lakin hayatlarını onlar okusun….

Vatandaşlarımızın konuşmalarını tek dizi halinde verdim. Eksimiz veya fazlamız varsa af ola. Her türlü tehditlere rağmen bir sonraki yazımda ise, Anadolu Yakası’nda ki ilçelerde seçimlerin iktidar ile ana muhalefet partilerinin kazanma şekilleri, olanlar, yapılan yanlışlar ile doğrular vs. hepsinin değerlendirmelerine binlerce okurum detaylı istesede kısa ve öz yer vereceğim. İlk yazım, Çekmeköy sonra ki yazım ise Ataşehir, bir sonrakisi ise Sancaktepe, Sultanbeyli böyle devam edecek insallah…

TAMER AYDEMİR’İN DİĞER YAZILARI OKUMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ TIKLA…

–> İdama götüren imar uygulaması…
–> Siyasetten kazanmak mı, kaybetmek mi?…
–> Belediyelerde hala kaçak var…
–> İktidar ve Ana Muhalefetin yereli Kartal’da çöktü!
–> Halden hallere giren zamlara basit tepki…
–> Borçlu vatandaşlar bankalardan dönüyor…
–> Cumhurbaşkanı Erdoğan doğru söylüyor…