YAZARLAR

Sağlıkta ve eğitimde talana devam!…

Okulların açılmasıyla birlikte sorunlarda başladı. Eğitimcilerde, öğrencilerde, velilerde devamlı değiştirilen eğitim sisteminden şikayetçi. Gelişmiş veya 3’üncü dünya ülkeleri dahil olmak üzere dünyanın neresinde okul müdürlerinin, öğretmenlerin, memurların ve velilerin hepsi aynı sistemden şikayetçi olmuştur. Gelin görün ki, birşeyler yaptıklarını iddia edenler eğitimi allak bullak hale getirdiler ve hala bu yanlışı sürdürmeye, vatandaşların da şikayetleriyle adeta alay edercesine devletin yetkilerini yok ederek güven sarsmaya devam ediyorlar.

Türkiye’nin en saygın kurumları arasında yer alan milli eğitim, geleceği inşaa eden öğretmenlik mesleği meslek olarak sevilmez oldu. Türkiye’nin geçmiş döneminde başarılara imza atan TIP ve Eğitim kurumları tüm yokluklara rağmen başarılara imza attığı için vatandaşların aynı zamanda öğrenciler ile gençlerin en çok tercih ettiği kurumlar arasında yer alıyordu. Gelin görün ki, devletin yanlış politikaları nedeniyle bu iki kurumlarda çalışanlar adeta vatandaşların hedefi halinde geldi.

Bu kurumlardan biri olan TIP; insan hastalığının tedavisini yaparak sağlığına kavuşması için uğraşır eğitmenlik ise; okumayı, yazmayı, saymayı, mesleklerin gelişimini sağlayarak ve sürdürülebilirliğini oluşturarak kişilerin yetişmesini sağlar. Yani bir ülkenin geleceğini inşaa edecek nesilleri yetiştirir. Bu iki kurumda hizmet eden kamu görevlilerine vatandaşlar neden saldırır veya neden aşırı tepki gösterir… Bir çok gazeteci ve kamu görevlileri bu konuları söylemeye çekinmekte… Okuyucularım bunun nedeninin siyasi yapının olduğunu, yani ilgili bakanlıklar olduğunu iddia ediyor. Sağlık ve Milli Eğitim Bakanları da bunu biliyor ve bilmemezlikten geldiği gibi, sorunların çözülmesi yerine daha da karıştırarak gündem oluşmasında etki oluyorlar. Yani anlayacağınız devletin adı var kendisi yok…

İki kamu kurumuna karşı vatandaşların tepki göstermesinin ana nedeni ise, üstlerinin aynı zamanda amirlerinin kişisel menfaatlerini koruyan müdürler ile Eğitim ve TIP’tan anlamayan toplumun en ezik kişileri alınarak, çeşitli gerekçelerle halkın cebinden yasal olmayan yollardan ekmeğini kazandıklarını aynı zamanda geleceğini kredi kartlarının mahkum almasından kaynaklanmaktadır. Bu insanların kapitalist düşünceye haiz olup geçmişinde toplumda yaşadığı ezikliğin intikamını almak için okuyan doktorlar ve eğitimcilerin var olmasına neden oluyorlar.

Devlet SGK’yı oluşturarak özel hastanelerin devletin sağlık yatırımlarından faydalanmasını sağlarken, bir yandan da mali ve yaptırım denetimsizliğini ortaya koydu. Milletvekillerinin, bakanların ve çeşitli bürokratların ortak olduğu özel sağlık sektöründe denetimsizliklerin artması nedeniyle, farklı fiyat uygulamalarıyla vatandaşların tedavileri adeta askıya alınmış oldu. Özel hastanelerde ölüm vakaları ve tedavi eksikliği nedeniyle basit hastalıkların tedavileri bile yoğun bakım hastalığına dönüştürülmüştür. Ezbere dayalı ticareti ön planda tutan doktor anlayışı nedeniyle hastaların bir çoğu ya ölüyor veya devlete sevk ettiriliyor. Sonra da fatura hem vatandaşa hem de devlete çıkartılıyor. Hastasının mağdur durumda olduğunu gören vatandaşta çileden çıkıyor, hem ekonomik nedenlerle hem de çaresizlikten çıldırarak doktora, hemşireye, hastane personeline saldırıyor.

Hastası tedavi edilmeyen ve bütçesi açık veren geçim derdinde olan vatandaş suçlu durumuna konuluyor. Şikayet ettiği yerlerde ise bir şekilde denetimsizlik oluşturularak şikayetler yokmuş gibi gösteriliyor. Bu şikayetlerin çoğu, üst bürokrat ile alt denetçi arasında “ahbap çavuş” ilişkisi veya “al gülüm, ver gülüm” şeklinde rüşvetlerle hasır altı ediliyor. Kurumların hiçbirine rüşvet aldın diyemezsiniz, çünkü rüşvetin ispatı değiştiği için devletin normları zayıflatıldı. Hakkını savunmak için mücadeleyi elden bırakmayan bazı vatandaşlar ise, ısrarla hakkını savunmak için ilgili kanalları kullanarak adaletin yerini bulması mücadelesinde başarılı oluyor sonra bu başarı da bir şekilde alt edilmeye çalışılıyor.

Gel gelelim Eğitime. Milli Eğitim Bakanlığı daha doğrusu bakan ile vali ve il milli eğitim müdürleri, “Devlet okulları zorla bağış toplayamaz, eğitim veren öğretmenler kitap satılmasına veya sattırılmasına teşvik ettirilemez haklarında gerekli soruşturmalar yapılır vs.” şeklinde ekran karşısında konuşuyorlar. Okul müdürleri ve eğitimcilerde, “Okul ihtiyaçlarının devletin verdiği yıllık 200-300 bin lirayla karşılanamadığını söylüyorlar. Bizlere, ‘Bu işin yöntemini biliyorsunuz ve okul aile birliklerini hareketlendirerek ihtiyaçlarınızı karşılatın. Beceremiyorsanız bu işi yapacak bir çok insan var” şeklinde konuşuyorlar.

Okul ihtiyaçlarını karşılamak ve çocuğunun daha iyi eğitim görmesi için ekmeğinden kısan vatandaşlar, bu kez de işi öğretmenlik değil eğitimi bir ticaret olarak gören öğretmenlerin pirana gibi saldırılarına mahkum kalıyor. Bu öğretmenlerin bir çoğu iktidar ve ana muhalefet partililer tarafından ya ücretli veya kamuya bir şekilde yerleştirilmiş kişiler. Bu eğitimciler devletin bu boşluğunu fırsat bilerek, adeta yıllık kazancının iki bilemediniz üç katını kitap, araç- gereç ile, özel ders vererek sağlıyorlar. Şikayetçi olan bir çok vatandaşın, öğrencisini baskı altında tutarak, ya anlamadığı konular anlatılmıyor veya “Bizler devletin kitapları boş, size kaynak sunuyoruz siz bu kaynakları almayarak başarısız oluyorsunuz ” veya “Sizlere ek ders şart diyoruz siz anlamıyorsunuz, aldığınızla yetininiz vs” şeklinde cevaplar veriliyor.

Eğitimcilerin bu tavrı bize, Milli Eğitim ücretsiz kitap veriyor bunun ücretsiz olması ise, kitabın boş olmasından kaynaklandığı izlenimini sunuyor. Aslında kitaplara baktığımızda içeriğinin dolu olduğunu görüyoruz, Bütün kitapların arkasında ki “EBA” da geniş kaynaklar olduğunu gösteriyor. Akıllı tahtası ve interneti olan okullar bunu kullandığı gibi bir çok özel okullarda da ek kitap tercihi yerine bu kaynaklar kullanılarak test çıktıları alınıp öğrencilere sunuluyor. Okul müdürlerinin dahi bu öğretmenlere söz söyleyemediği alenen görülmekte.

Öte yandan Devlet okulları, iktidar ve ana muhalefet partililerin siyasi baskısı altında kalmaya da devam ediyor. İstanbul’un bir çok ilçesinde ilçe milli eğitim müdürleri siyasilerin baskısından bunalmış durumdalar. Bu siyasiler eğitimde ki rantı görünce adeta saldırıyorlar. Okul servislerinden tutun kantinine, kitaplardan tutun okul formalarına, okul ihtiyaç ihalelerinden tutun devlet okullarında ki eğitimin biraz daha zayıf verilmesi konusunda aralarında özel okul ortaklı bakan yardımcıları, vekiller, üst bürokratlar ile başkanlar, başkan yardımcıları hatta meclis üyeleri bile var. O da yetmiyormuş gibi bir çok özel okul ve ek ders veren kurumlar ilçe milli eğitimin ihtiyaçlarını karşılama karşılığında bu durumu kullanmaya çalışıyor. Bu norma uymayan ilçe milli eğitim müdürleri ya sürgün ediliyor veya çeşitli baskılarla yıldırılıyor.

Tabii okulunu seven başarıya odaklı okul müdürleri de, ilçe milli eğitim müdürleri veya siyasetçilere adeta kafa tutarcasına mücadelelerini sürdürüyor. Lakin, bu okul müdürleri ile eğitimcilerin o yıl o okulda eğitime devam etmesi ise zorlaşıyor. Ya okulun bir çok öğretmeni değiştirilerek siyasetçinin torpili altında eğitimden uzak öğretmenler yerleştiriliyor veya mevcut eğitimciler ile okul idarecilerinin okulları değiştiriliyor. Böylelikle ödüllerden ödüllere koşan devlet okullarının sayısı her geçen gün azalırken, kolej görüntüsündeki bazı okullar başarılı gösteriliyor. Bakanlarda, vekillerde bu okullarda ekranlarda boy göstererek eğitime alkış tutuyor.

İktidar ve ana muhalefet partileri şunu artık görün, bu devletin zayıflaması siyasetin ve geleceğin zayıflamasıdır. Milletin devletine olan güveninin yıkılması ise devletin güçsüzleşmeşi ileri ki dönemde de yok olması anlamına gelir. Devlet, tüm halkını din, dil ve ırk ayrımı yapmadan kucaklayıp sarıp sarmalaması ise büyüklüğündendir. Sizler, hizmet sektörü olan bu kurumları zayıflatır, çıkar kurumu haline gelmesinde adımlar atarsanız kaybedersiniz. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Bu kurumların gelişip büyümesinde halkı ezmeyecek farklı yöntemler var. Eğer bilinmiyorsa istendiğinde zaten gerekli şekilde anlatırız yeter ki samimi olunsun…

HATİCE YAZGI’NIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ YAZILARIN ÜZERİNİ (LİNKİ) TIKLAYIN…

–> SAĞLIKTA VE EĞİTİMDE TALANA DEVAM…(TIKLA)
–> ÇİLE BAŞLADI, EĞİTİM HARCAMALARI… (TIKLA)
–> DİŞTE ŞİKAYETLER DİKKATE ALINMIYOR… (TIKLA)
–> DİŞ TEDAVİLERİNDE DEVLETİ TERCİH EDİN… (TIKLA)
–> SAĞLIKTA YENİ SORUNLARA HAZIRLIKLI OLUN (TIKLA)
–> KANSERDE VATANDAŞLAR HALA MAĞDUR (TIKLA)
–> TÜCCAR ZİHNİYETLİ EĞİTİME SON VERİN…

DİĞER YAZILARININ GENEL BAŞLIKLARINI OKUMAK İÇİN (TIKLA)

 width=  width=