YAZARLAR

Kanserde vatandaş hâlâ mağdur!

Hükümet kanser tedavilerinde ve ilaçların alımında tamamen ücretsiz olduğunu ifade ederken, kansere yakalanan vatandaşlar tedavilerin masraflarında adeta ezilmiş durumdalar. Sağlıktaki açıkları çok iyi değerlendiren tüccar zihniyeti yerleşmiş hocalar, doktorlar ve özel hastaneler vatandaşları binlerce lira borca sokuyorlar. Üniversite ve araştırma hastanelerinde malzeme yokluğu nedeniyle bir çok hastayı özel hastanelerde tedaviye gönderilmesinin blançosu ağır oluyor.

Özel okullarda olduğu gibi özel sağlık sektörlerinde de hükümet, milletvekili, başkan ve üst bürokrat ortakları olan hastane ile tedavi merkezlerini desteklemeyi sürdürmeye devam ediyor. Hükümette bir iki bakan ve vekilin ortağı olduğu tahlil labaratovarlara, özel, devlet aynı zamanda da sağlık ocaklarından tahliller gönderilmesi konusunda baskılar devam ediyor. İstanbul’da labaratuvara tahlil gönderilmeyen sağlık ocağı hekimi bulunduğu yerden edilirken, özel hastanelerde ise durum daha değişik…

Hocalar ve doktorlar hipokrat yeminini unutarak, görev aldıkları özel hastaneleri kurtarmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyorlar. Hükümetin onayı ile SGK’nın kanser vakalarında özel hastanelere 2 kat ücret ödemesi Üniversite hastaneleri ile araştırma hastanelerini tamamen bitirme noktasına getirmiştir. Türkiye’de araştırma ve geliştirme tedavilerini üstlenen üniversite ve devlet hastanelerinin bir çoğu malzemesizlik nedeniyle hasta kabulu yapamadığı gibi hastadan da malzeme istemesi suç teşkil ettiği için istiyemiyor. Bu nedenle, üniversite ve araştırma hastanelerinde olan doktorlar bu hastaları kendi anlaşmalı olduğu özel hastanelere çekiyor.

Özel hastanelerde tedaviye alınan hastalar, tahlilinden filimine varana kadar her türlü işlemden geçiyor. SGK’da bunların hepsini ödüyor. Farklarını da vatandaşa ödetiyorlar. SGK’nın 2 kat ödeme yapmasına rağmen hocalar özel tedavilerinde bulundukları statü ve konumları (Ordinaryus, Prof, Doç, Yard. Doç, Operatör, UZm. vs.) nedenleriyle fiyat farkı ve muayene farkı koyulmaktadır. İlaç masraflarına gelincede doktorlar devletin karşıladığı ilaçlar yerine “Bunların etkisi o kadar güçlü değil. Devlet bu ilaçları karşılamıyor bunları denemekte fayda vardır. Bu tür kanserin üzerinde ne kadar etki yapar bilinmez” diyerek vatandaşları ilaç alımına da farklı ilaçlara sevk ediyorlar.

5 bin liradan başlayan fark ödemesi hastanenin durumu, doktorun niteliği ve ilaç ile tedavi farklarıyla birlikte bu dışardan alınan ücret farkı ise 20 ile 50 bin lira arasında oynamaktadır. Tabii bu 7 yıldızlı otel niteliğini taşıyan özel hastanelerde daha yüksek fiyatlara çıkmaktadır. Bu farklar alınırken de aynı lükste SGK’ya da fatura kesilmektedir. Peki böyle olunca SGK’nın veya sağlık bakanlığının kontrolleri nasıl yapılmakta? Bakan, Milletvekili, üst Bürokrat, Başkan, Meclis üyesi vs. ortağı olan hastanelere her hangi bir takip yapılmadığı gibi onların kazançlarının artması için devlet hastanelerine, sağlık ocaklarına ve diğer kurumlara baskılar oluşturularak hastalar belirlenen hastanelere ve tahlilleri bu laboratuvarlara gönderiliyor.

Lakin herhangi bir bakan, milletvekili, üst bürokrat, başkan, meclis üyesi vs. ortağı olmayan sağlık kuruluşlarının vay haline. Bu kuruluşlar başarılı çalışmalar yapsa dahi, ilçe sağlık müdürlüğünden tutun, il sağlık müdürlüğü ve bakanlık ekipleri tarafından sürekli teftiş ve denetim altında tutuluyor. Daha doğrusu hata yapılmasına dahi izin verilmiyor. Böyle olması güzel. Ama bu denetimler gerçekte diğer sağlık kurumlarına da yapılmalıdır. Bir çok özel hastane devletten binlerce lira kaynak kendisine akıtmasına rağmen, yanlış tetkik ve tedaviler nedeniyle vatandaşlar adeta ızdırap çekiyor ve bunun bilinmesine rağmen bir türlü bu hastanelere işlem yapılmıyor. Yanlış tedaviler yüzünden mağdur durumda olan vatandaşlar yine araştırma ve devlet hastanelerinde tedavilerini yaptırmaya çalışıyorlar.

Gelişmiş ülkelerde sağlık alanında bir çok hastalığın tedavisi konusunda özel hastaneler belli başarı oranını yakalamışken Türkiye’de ise bu gelişim hala yok. Türkiye’de özel hastaneler adeta otel hizmetiyle para kazanmaktalar. Lakin ameliyathaneler ve tetkik teşhis odaları ise pislikte mikrop yuvası halinde. Bir çok hasta yoğun bakımda değişik hastalıklara yakalanması nedeniyle iyileşme oranı uzamaktadır. Bakanlık bu konuda ayrı ve yetkisi geniş müfettişler oluşturmalıdır. Bu müfettişlere ne bakanlık yetkilileri ne de diğer kurumlar etki altında bırakmamalı, karıştırılmamalı ve görevden alma yetkileri olmamalıdır. Yani anlayacağınız halka hizmet hakka hizmet ilkesinin önde olduğu gerçek hipokrat yemini edilmiş gibi olguların ortaya çıkmasına neden olacaktır. Şu anda SGK’da sağlık alanında ki ödemelerde alarm çalma noktasına gelindiği görülüp bir an önce önlemler alınmalıdır. Yoksa sağlıkta kırmızı sinyal verebilir. Bugün Türkiye’de yabancı ortaklı hastanelerin tedavileri yurt dışında inanılmaz derecede rağbet görürken, yerli hastanelerimizde bu durum içler acısı…

Hiç hastalanmamanız dileğiyle, sağlıklı günler dilerim….

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.