YAZARLAR

Halden hallere giren zamlara basit tepki!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan zamların olması konusunda süpermarketleri sert bir şekilde eleştiri yağmuruna tutarken ve fiyatlar için ‘onları ahlaka davet etme noktasındayım’ açıklamasında bulunmuştu. Evet, sayın Cumhurbaşkanım denetimsiz kalan marketlerin bir an önce fiyat düzenlemesine geçmeleri gerekir. Bunun içinde iyi ve güçlü denetimciler gerekmektedir. Lakin bu marketleri denetleyen yerel yönetimler avanta aldıkları için her ilçede denetim yapmalarını nasıl sağlayacaksınız? Yine aynı şekilde tarladaki çiftiçiyi mi, özelleşen halleri mi yoksa halden hale giren kravatlı aracıları mı?, ithalat ile ihracat yapan şirketlerle hallerden hallere giren kravatlı komisyoncuları mı?..

Hangilerini?!…

Ahlaka davet konusunda iş bilmeyen ama belediye kasasını doldururken aynı oranda kendi ceplerini de doldurup hayal edemeyecek zenginliklere kavuşan bir çok kişi başarılı sayılıp üst yönetimlerde yer alması sağlatılması konusuna ne demeli acaba. Bir de işlerini çok iyi yapıp yargılanmaktan çekinip istifa edenler de var? Hepsi de vatandaşın, devletin cebinden “Biz başarılı çalışmalar yaparak devlete ve millete kazandırdık. Kimsenin hakkını çalmadık sadece işi çok iyi biliyoruz. Hizmeti değerinden yukarı satmayı başardık” diyerek vatandaşın haklarını sattıp devlete vermeleri gerekirken devletin onlara hak gördüğü maaşı çerez gibi görerek, haklarından fazlasını çalmasına müsade edenleri adeta ödüllendirilmeleri sürmektedir. Son 20 yılda hiçbiri cezalandırılmadı. Tıpkı geçmişte olduğu gibi. Türkiye’de Atatürk’ten sonra ikinci değişim yapmayı başaran Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal “Benim memurum ve yöneticim işini bilir” demeyle ilk yolunu açmıştı. O zamanlar denetleyen bir muhalefet vardı lakin şimdi iktidar ve ana muhalefet yerel yönetimcileri “Minareyi çalan kılıfını da hazırlar”yaptığı gibi birbirlerinin yaptıklarını görmezlikten geldiği gibi kanun boşluklarını nasıl kullanacaklarını anlattılar. Bunun için de hukukçulara bol miktarda paralar verildi, yani savunma avukatlarına. Tabii bunu söylerkende aynı durum Ana Muhalefet partili belediyeler de illegal iş yapıp hiç ceza almayanlar için de geçerlidir.

Bizler uyardığımızda yerel yönetim yöneticileri adeta şirketlere ve firmalara yoğun baskılar yaptırılarak aynı zamanda da iktidar ve ana muhalefet partileri bu durumda “O karşının adamı muhbirdir vs.” yorumlarla adeta gazetecilere savaş açanlar, şimdi kendi oynadıkları oyunla uğraşırken bu seçimi nasıl kazanacağı derdine düştüler. 15 Temmuz öncesi vatandaşa verilen sözler nerede kaldı. Demokrasinin neresindeyiz… 15 Temmuz’dan sonra vatandaş için ne değişti?… 15 Temmuz’dan önce vatandaşların şikayetlerini değerlendiren siyasetçiler halkın isyanına hak vermişlerdi. 15 Temmuz’un ilk ayları herşey düzene girmişti sonrasında ise kapılar sonuna kadar kapanmıştı. Yerel yönetimler her zaman ki gibi sadece seçimden seçime kapılarını açmaktadırlar. Gel gelelim zamlar konusuna…

Serbest piyasa ekonomisinin handikapları ise beceriksiz yönetim ile yerel yönetimlerin iş bilmezliklerinden kaynaklandığı tüm ekonomistler tarafında ifade edilmektedir. Siz marketçilere zam konusunda gereken her türlü lafı sayarken, Marketçilerde bulundukları ilçelerde dükkan kiraları, araç park yeri kiraları, işçi maaşları, aylık her denetimlerde kurumlara verilenler bir de haftalık kontrollerde memurlara ikramlar, kaldırım işgali, temizlik, ruhsat, güvenlik vs. işlemleri şeklinde sıralarken, aynı şekilde pazarcılarda taşıma, yer, kasa fiyatları belediyeye ödemeler, bunun yanısıra temizlik vs. giderler konusunda da her hafta pazarcılardan ücretler alınıyor. Bu ücretlerin hepsi kimin sırtına biniyor dar gelirli, asgari ücretli, emekli ve çalışanların sırtına biniyor.

Bunların hepsi daha önceden de vardı. Peki ne değiştide bu fiyatlar birden fırlama yaptı. “Bunun açıklamasıda kolay. Gerekli Hal (Meyve, sebze ve balık vs haller) sayılarını arttırmadan özelleştirmeyin, fiyatlar yükselecek ve artacaktır bu kontrollerin elden çıkması anlamına gelir” dediğimizde sayın Bakan Albayrak 15-10-2018’de Hal yasasıyla ilgili ise şöyle konuşmuştu: “Sebze ve meyve fiyatlarına doğrudan etki eden, suni süreçleri azaltacak hal yasasının önümüzdeki çok yakın süreçte TBMM gündemine geleceğini biliyoruz. İnşallah komisyonculuk tarihe karışacak. Satışta rekabet üst düzeye çıkacak, ve yeni haller, yeni satış alanları, üretici ve üretici örgütlerinin satış imkanlarının artırılması sağlanacak. Türkiye’de bu ekosistemin kurulması sadece enflasyon açısından değil, aynı zamanda gıda ürünlerine çok daha makul fiyatlarla erişilmesi açısından da önemli. Burada bu yasal düzenlemenin yanında belki dünyada örneği olmayacak bir modeli çalışıyoruz. Sadece tarımda değil tüm alanlarda sağlanacak güçlü koordinasyonla üretici fiyatlarında etkili olan süreçlere karşı aksiyon adımları güçlü bir şekilde atılacak. Tüm üretim ve girdi maliyetlerini düşürmek için reel sektöre destek vermeye devam edeceğiz.” şeklinde olmuştu.

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda, sebze ve meyve ticareti ile arz ve talep derinliği bulunan diğer malların ticaretini yeniden düzenleyen kanun tasarısı kabul edildi. Komisyon, tasarıyı alt komisyon raporu üzerinden görüştü. Tasarının adı, ”Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı” olarak değiştirildi.

Ancak komisyon oranındaki yüzde 2‘lik düşüşlerin hiçbir etki yaratmayacağı son derece açık. Çünkü bu malların fiyatları üreticiden tüketiciye gelinceye kadar yüzde 100 veya yüzde 400‘ler düzeyinde arttırdı. Üstelik komisyon oranındaki düşüşten çoktan vazgeçildi. Bugüne kadar halleri belediyeler iyi kötü idare ederdi. Şimdi “serbest rekabeti yaratıyoruz” etiketi altında özelleştirme gerçekleştirildi.

Taslağın üçüncü maddesi birinci bendinde “toptancı hallerinin belediyeler ile gerçek veya tüzel kişiler tarafından kurulacağı” belirtiliyor. Aynı madde sekizinci bentte “hal yerlerinin belediyeler tarafından yap-işlet, yap-işlet-devret ve üst hakkı tesisi modelleri ile gerçek veya tüzel kişilere devredilebileceği” belirtiliyor. Dokuzuncu maddede “belediyelerin kurdukları toptancı hallerinin işletilmesini, belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle devredebilecekleri” belirtiliyor. Bu imkânlardan en iyi kim yararlanabilir? Şüphesiz haller dışında da mal alma hakkı verilmiş hipermarket zincirleri veya bu işlerden büyük para kazanan ihracatçı ile ithalatçı firmalar.

Yasa taslağında beşinci maddede kooperatifleri, üretici kuruluşlarını kısıtlayan başka konular da var. Bunlar en son komisyon kararında ne oldu, tam olarak bilemiyoruz. Taslakta beşinci madde ikinci bentte “üretici örgütleri ortak veya üyeleri dışında kalan kişilere ait malları pazarlayamaz, bunların alım ve satımını üstlenemez” denmektedir. Aslında bunlar kabul edilemez bir durumu göstermektedir. Kooperatifler başka kooperatiflerin mallarını veya ortak dışı üreticilerin mallarını pazarlayabilmelidirler. Üçüncü bentte ise üretici örgütlerince yapılan satışların vergi mükelleflerine toptan olarak satılması zorunludur” denmektedir. Bunu halkı düşünen bir çok pazarcı kabul edilemez görmektedir. Böyle bir maddeyi holdinglere getirseniz ya. Kooperatifler bu durumda perakende satış yerleri açamaz, üretici veya semt pazarlarında satış yapamazlar. Bu zorbalıktır.

Türkiye’nin rekabet gücü olduğu açıklanan dört ürün grubundan biri de sebze ve meyvedir. (Diğerleri fındık, bakliyat ve koyun etidir.) Bu alana dünyanın güçlülerinin el atmaması beklenmiyordu. Bu yasa üreticilere destek olunuyormuş gibi bir görüntünün altında bir özelleştirme uygulamasıdır. Kaybeden köylü, çiftçi, tüketici ve hatta komisyonculardır. Kazanan ise yabancı ithalatçılar, hipermarket zincirleri ve siyasi erkin bu işlerle uğraşan gravatlı komisyoncuları olacaktır.

Bunun en yakın örneği alenen ortada görülmektedir. Bugün, Türkiye’nin depolarında kış için saklı tutulan patates, soğan, domates, kırmızı biber, pastırma, kavurma vs. bunlar dış talebe göre fiyatlandırılarak iç talebe sunulmaktadır. İçerde fiyatlar yükseldi mi ihracat yapan firmalar vergi vermemek için yabancı firmalar üzerinden ithalat ve ihracatını yapıyor fiyatı küçük çıkışlı oluyor ama yüksek fiyatla ulaşıyor. Marketler ise hallerden ürün almak yerine direkt olarak yerinden gelecek yılın ürününü tarlasından toptan alıyor. Böylelikle ürün çıkmadan satılmış oluyor. O yıl ki fiyatlandırmaya göre. Zarar etmemek için de daha çok yerinden ürün alımı gerçekleştiriyorlar. Sadece bu mu? Her alanda aynı çalışmalar sürüyor.

Vatandaş ve devlet bunun neresinden kazanıyor?, Yani anlayacağınız, üretenTürkiye üretemez hal almayı hızla sürdürürken bu işten çift taraflı gravatlı komisyoncuların yani tüccarların kazanması sağlatılmış olacaktır. Osmanlı da böyle yıkılmamışmıydı. Şu anki Türkiye’nin durumu Osmanlının son 200 yılında ki durumundan neyi faklı? Devlet bunun neresinden kazanıyor.

BAŞKANLIK SİSTEMİNİ KİMLER İSTEDİ, NERESİNE KADAR GELİNDİ HANDİKAPLARI NELERDİR, BÜROKRATLAR İLE SİYASETÇİLERİN KOLTUĞA NEDEN BU KADAR YAPIŞIP YANLIŞI DA KABUL EDER HALE GELDİLER, AK PARTİ VE CHP’DE DAHA GÜÇLÜ İSİMLER VARKEN NEDEN İBB İÇİN BU ADAYLAR, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ NEYE GÖRE İPOTEK ALTINDA YAKINDA….

TAMER AYDEMİR’İN DİĞER YAZILARI OKUMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ TIKLA…

–> İdama götüren imar uygulaması…
–> Siyasetten kazanmak mı, kaybetmek mi?…
–> Belediyelerde hala kaçak var…
–> İktidar ve Ana Muhalefetin yereli Kartal’da çöktü!
–> Halden hallere giren zamlara basit tepki…
–> Borçlu vatandaşlar bankalardan dönüyor…
–> Cumhurbaşkanı Erdoğan doğru söylüyor…