GENEL YAZARLAR

Erken seçim asgari-emekliye bağlandı!

Golge34.com’un gerçekçi ve yönlendirici haberlerinin önüne geçmek isteyenlerin kiraladıkları hackerların saldırıları nedeniyle güncellemelerin de aksaklıklar meydana geldiğinde dolayı özür diliyoruz. Gelelim asıl konumuza. Hükumet ve ana muhalefet ile onların alt siyasi ortakları, iş adamları kafa kafaya vermiş asgari ücretli ve emekli ücretine yapılacak zam konusunda adeta ortak çalışma içerisinde girmişler. Asgari ücretlinin, işçinin, memurun ve emeklinin hakkını nasıl çalabiliriz stratejisinde buluşmuşlar.

Milletvekilleri aldıkları maaşların kendilerine yetmediği konusunda mecliste feryat figan ederlerken asgari ücretlinin, emeklinin ve yine aynı şekilde işçi ile memurun maaşlarına yapılacak zamlarına gelince sus puslar. Sebebi ise onları destekleyen iş adamlarının tepkisini çekmemek ve ortak oldukları fabrikada ki çalışanlarına verecekleri paraların ceplerinden çıkacaklarını düşündükleri için. Tabii bu söylemim iş ortağı olan siyasiler içindir. Asgari ücretli ile memura verilecek zam ayı geçip zamlar düşük verildiğinde bu siyasiler, vatandaşın geçim derdini konuşmaya başlarlar. Yani siyaset yapmak değil sanal siyaset yaparak adeta vatandaşı kandırmak isteyecekler.

Siyasiler ve onları destekleyen iş adamlarıyla kafa kafaya vererek emekliye ve asgari ücretliye nasıl en aşağı seviyede zammı tutarız yarışına girmişler. Emekliler ve asgari ücret zammı için geri sayım son noktaya gelindi. Asgari ücret zammı bu haftalarda belirlenirken, emekliye ise 3 Ocak tarihinde zam belirlenecek. İktidar ve Ana Muhalefet ile onların yancı siyasi ortakları ile sponsor olan iş adamları asgari ücreti en alt seviyede tutabilme adına sadece sahada değil, tv, internet siteleri ve radyoları kısacası medyayı reklamlarla destekleyerek adeta ‘asgari ücret ve emekliye zam’ konusunu gündem dışı kalması konusunda inanılmaz derecede çalışmalar başlattı. Öyle ki gündemi adeta dış siyasetle ve siyasi partilerin değişik kavgalarıyla gündeme taşıyarak uzaklaştırmaya çalışıyorlar.

Bunlar da yetmiyormuş gibi, Asgari ücretli ve emekliye zam konusunda adeta en aşağı seviyede olması için son üç ay boyunca enflasyonun tek haneye inmesi, hatta yüzde 7-8’lerde düşmesi konusunda ürünlerin fiyatlarını düşürebilmek için adeta indirim kampanyaları yaparak yarıştıkları gibi ekonomi durgunluğu da aşmaya çalışıyorlar. Lakin görünen o ki asgari ücretli, emekli ve işçi ile memur bu zamlar konusunda da ‘Yatmış balık yan gider, düzüne de gider tersine de gider’, ‘Ben batmışım ekonomi batmış kimin umurunda patronlar düşünsün’ dercesine erken seçim isteme sopasını da hazır halde tutuyorlar.

İş adamları ile siyasiler medyada maşa olarak tuttukları bazı yazar kisvesinde olan kişileri kullanarak vatandaşların tepkilerini ölçme adına zam oranlarını kendi kafalarına göre belirlenen tahmini enflasyona göre duyurmaya başlattılar. Toplumu olası zamma hazırlıyorlar. Hükumet bu konuda ki zam konusunu maliye bakanlığı haricinde adeta zamla ilgisi olmayan sadece bilgi amaçlı olarak kullanılan TUİK gibi bir çok kurumu sendikaların karşısına getirterek adeta yıldırma ve yanılgı stratejiyle olası tepkileri önlemenin yoluna gidiyor. Lakin vatandaşlar, paylaşım sitelerinde adeta bilenmiş gibi zamların ne kadar yapılacağı konusunu gündemde tutarak dikkatle bekliyor.

İş adamlarının ve siyasilerin kuklaları, memur ve memur emeklisi toplu sözleşme şartları ile olmuşcasına ard arda açıklamalar yapıyorlar. Alacakları zam toplu sözleşme ile geçtiğimiz günlerde belirlendi şeklinde veriyorlar işte o verilerin bazıları; Zamlar, 2020’nin birinci altı aylık dönemi için yüzde 4, ikinci altı aylık dönemi içinse yine yüzde 4 olacak. İşçi ve işçi emeklileri için temmuz ve ağustos ayındaki enflasyon rakamlarına göre yüzde 5,71 oranındaki zam onların cebinde. Memur emeklileri ise 4,71 oranında zammı aldı. Enflasyon aralık itibari ile 6,29 oranı devam ederse güncel maaş tablosu şu şekilde olacaktır diyerek işi oldu bittiye getiriyorlar.

Hatta daha da ileriye giderek zam oranlarını vererek; en düşük memur maaşı: 3 bin 417 lira iken 128 lira zamla güncel maaşı 3 bin 597 liraya yükselecek, en düşük emekli memur maaşı: 2 bin 435 lira iken 180 lira zamla güncel maaşı 2 bin 563 liraya yükselecek, en düşük işçi maaşı: Bin 186 lirayken 75 lira zamla güncel maaşı, bin 261 liraya yükselecek, en düşük BAĞ-KUR maaşı: Bin 363 lirayken 85 lira zamla güncel maaşı Bin 448 liraya yükselecek şeklinde veriyorlar. Bu da emeklilere yüzde 6.65 zam, memur ve memur emeklilerine yüzde 1.65 enflasyon farkı verileceği anlamına geliyor.

Yine aynı şekilde, TÜİK temsilcileri, asgari ücret tespitinde dikkate alınan, bir işçinin aylık gıda harcama tutarını Asgari Ücret Tespit Komisyonuyla paylaşmıştı. TÜİK, asgari ücret pazarlıklarının başlaması bakımından önemli olan, bir işçinin asgari geçim tutarını ağır statüdeki işlerde 2 bin 331, orta statüdeki işlerde 2 bin 086, hafif statüdeki işlerde ise bin 940 TL olarak açıkladı. TÜİK’in asgari ücret önerisi geçen yıl ağır işler için 2 bin 213 TL, orta işler için bin 978,80 TL ve hafif işler için bin 841.40 TL olmuştu. TÜİK’e göre ağır statüdeki bir işçinin geçim maliyeti yıllık yüzde 5.4 arttı şeklinde verildi. 2020 yılında uygulanacak asgari ücretin Aralık ayının son haftasında açıklanması bekleniyor.

İşçi sendikaları ise asgari ücretin 2 bin 800 ile 3 bin lira olması konusunda ısrarcı oluyorlar. Hükumet bu konularda patronları, esnafı ve işçi ile emeklisi ile memurlarını rahatlatacak stratejileri üretmesi gerekmektedir. Lakin, strateji üretemiyorsa ülkenin gidişatı 3’üncü dünya ülkelerinin altına doğru ineceğini aklına getirmelidir. Lakin, strateji üretemiyorlarsa gelsinler biz onlara nasıl yapılacağı ve ne şekilde olacağını anlatırız. Asgari ücrette adil olacaklarını söyleyen komisyona söylüyoruz; Asgari ücret belirlenirken dolar ve Avro karşısında Türk Lirası ne kadardı. Bugün ne kadar? Dolar ve Avro artışı olduğunda otomatikman iğneden ipliğe her şeye zam geldi ve aynı şekilde bu zamlar düştü mü? Asgari ücret belirlenmesinde Dolar ve Avro karşısında asgari ücret nereden nereye geldiğini akıllarına getirsinler. Vatandaşlar bunların hesabını iyi bir şekilde yaptı ve bekliyorlar.

Türk-İş’in raporuna göre, hesaplanan gıda enflasyonunun ekimde bir önceki aya göre yüzde 0.29 azaldı, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 2 bin 58 lira, yoksulluk sınırı ise 6 bin 705 lira oldu. Evli olmayan-çocuksuz bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 2 bin 526.14 TL olarak hesapladılar. Asgari zam konusunda bir kez daha iyi düşünmeleri gerekliliğine bakmalılar. Para su gibidir. Kaldığı yerde kirlenir, aktığı yerde bereketlendir. Siz devletin kaynaklarını belli kişilere aktararak parayı tutarsanız zehirler, vatandaşı açlığın da aşağısında bir fiyat vermeye kalkışırsanız geri kalmış Arap ülkelerinde olduğu gibi sadece rüşvet değil hırsızlık ve can güvenliği konusunda endişeler artacağı gibi gerileme de hızla sürecektir. Yabancı yatırımlar Türkiye’yi güvenli saymayacaktır. Bir ülkenin gelişmişliği vatandaşının refah ve yaşam kalitesinin artmasından geçmektedir. Ülkeyi karşılıksız borç batağına sokmak o ülkeyi ihanete sürüklemektir.

Fabrikalar ürettiği malı, tarım ürettiği gıda ürünlerini, tekstilci ürettiği malları, ev veya ofis sahibi kirasını, hizmet sektöründe ki kişi verdiği hizmetin karşılığını alamazsa iflas başlar. İşte asgari ücretli sadece boğazına çalışıp bu bunlardan gerekli alışverişi yapamazsa o zaman ekonomi aşağıya gittiği gibi yokluğu getirecektir. Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, fuhuş, illegallik vs. güvensizlik başlayacaktır. Yine aynı şekilde bütün sistem ve dengeleri alt üst olacaktır. Bu nedenle asgari ücret ve emekliye yapılacak zammı iyi düşünün. Esnaftan alışverişi yapacak olanlar bunlardır.

Asgari ücretli ve emekliye yapılan zamların ardından enflasyon yüzde 300 fırlayacağını şimdiden söyleyebilirim. Bu da toplumda inanılmaz infiallere neden olacağın habercisidir. Fransa’da ki işçi eylemlerine karşı “Fabrikalarımızı Türkiye’ye taşırız” kozu bir Bizans oyunudur. Almanya fabrikalarını Çin’e taşıdı ne kadar kâr yaptığına bir bakın. Onlar sütten ağzı yandı yoğurdu üfleyerek yiyor. Opel bir zamanlar Türkiye’de fabrika açmış istediği pazar ve performansı bulamayınca fabrikayı taşımakla kalmadı kendisiyle çalışan işçileri bile bir kısmını Avrupa’ya diğerlerini de fabrikalarını kurduğu ülkelere götürdü. Yani teknoloji bırakmayı bırakın işi öğrenen kaliteli Türk işçilerini bile götürdü. Siyasiler kendi ülkesinde ki vatandaşları aç bırakırsa kendilerine saygının ne kadar olabileceğini düşünmeliler. Türkiye 80 yılda devlet ve ülke oldu, bunu geriye götürmek ihanettir asgari ücretlinin, emeklinin hakkı verilmelidir. Gelişim ve gelişmişlik buradan başlar. Görüşmeleri yapan kişiler masada kendilerini aldatıyorlar vatandaşlar ise şimdilik izliyor…

 width=  width=