YAZARLAR

Belediyelerde hâlâ kaçak var!

Yine uyarıyorum, yine uyarıyorum. Yerel yönetimlerin yani belediyeler ile kaymakamlıkların işleyişlerinde değişiklikler yapılmalıdır. Bu değişiklikler sadece kanunen değil sahada işlerlik gösterecek şekilde olmalıdır. Kartal’da meydana gelen yıkımda bir çok kurum, kuruluş ve denetçi firmaların suçlu olduğu dikkatlerden kaçmamalıdır. Bazı söylentiler karşısında, bina sahipleri veya yöneticileri zemin kattaki iş yerinin taşıyıcı kolanları kestiği, yine aynı şekilde binanın yapımında arıtmasız deniz kumu kullanıldığı, kaçak 3 kat çıkıldığı ve yine aynı şekilde kaçak konfeksiyon atölyesinin bulunduğu gündeme geldi.

Bazı medya organlarında bu durumun suçlusunun sadece bina sahipleri ile kolon kesen dükkan sahipleri yani vatandaşlar olduğu izlenimi bırakılmaya çalışıldığı gibi, İstanbul’un büyük bölümünde böyle durumların kontrol edilemez kadar çok olduğu da yansıtılmaya çalışılıyor. Bir gerçeği görmemiz gerekir. Burada ceza kesici ve denetleyici kurum devlet olmalıdır. Siyasi iktidarda devletin bu yapısını destekleyici çalışmalar gösterilmelidir ki siyasetin görevide bu. İnsan yapısı her zaman daha fazlasını istediği için suç işlemeye meyillidir. Böyle olmasaydı rüşvetçi görevini kötüye kullanarak kendi çıkarlarını önde tutan kamu görevlileri de olmazdı.

Bu rüşvetçilere gerekli cezalar verilmediği taktirde o zaman siyasetin atadığı ve kamu içinde ki makamları kişisel çıkarları kullananların sayısında büyük artış olacaktır. Olmaya da devam edecektir. Kamu görevlileri cezalandırılırken rüşvet olayına karışan siyasetçi başkan yardımcıları da cezalandırılmalıdır. İnsan ömrü hızla gelip geçmektedir. Rüşvetle, illegal yollarla kazandıklarınız yine illegal yollarla sizden sonra gelenlerin elden çıkartacağını unutmayınız. Gerçek devlet denetleyen, haksızlıklara müsade etmeyen, yapanları da cezalandıran devlettir.

Marmara ve diğer depremlerin acısını çekenlerin her yıkımda bir daha aynı acıyı çektiğini unutmayalım. Devlet Kartal’daki binanın yapımına müsade eden yerel yönetimler ile buradaki memurlar, bina denetim firmalarını, kaçak kat atanlara izin verenleri, kaçak işletme çalışmalarına izin verenleri yine aynı şekilde bu yerlerin denetimlerini yapanların zabıta vs. rüşvet yiyenler varsa hukuk çerçevesinde gerekli cezalara çarptırılarak, diğer rüşvet yiyenlerde bundan ders alması sağlanmalıdır. Lakin görünen odur ki hukuk sürecini yanıltmaya yönelik bir izilenim sergilendiği dikkatlerden de kaçmıyor. Duyarlı savcılarımızın bu konuyla ilgileneceğini düşünüyorum.

İstanbul’da iktidar ve Ana Muhalefet ilçe belediyelerinde gerekli denetimler yapılmadığı gibi kaçak daireler ile çatı sayısında büyük patlama yaşandı. Kartal’da olduğu gibi bu kaçak binaların, kütle ağırlıkları, zemin yapılarına, binanın kolon sayılarına bakılmadan yine aynı şekilde beton kitle yoğunluğu (Yine yapılarda çakıl, kum, demir, çimento yapışma kuruma ile tartması – eski yapılarda ise çözülme, demir paslanması ve demir sayısı, zemin kayma ile oturması vs.) ölçümü yapılmadan yapılmalarına izin verilmiştir. Yine aynı şekilde yeni yapılan binaların bir çoğu da yerel yönetimlerin imardan sorumlu başkanları ile birim müdürlerinin kot farkı adı altında bir çok binaya fazla katlar vererek risk oluşturmuşlardır. Yapı denetim firmalarına bağlı teknik mühendisler, zabıtalar, ilgili imar işleri sorumlu kişiler yeni yapılan binaların kolonlarının ince ve demir sayısının binalarda dikkatlerden kaçmıyor. Vatandaşın dikkatinden kaçmıyor kaçmasına da kamu görevlileri neden ilgi göstermiyor düşünmek lazım.

Yargının Kartal’da ki bina yıkımları dahil olmak üzere, İstanbul’da toprak kayması, bina kayması vs. mühendis hatalarından doğan sorunlara müsade eden sorumluları ortaya çıkartıp gerekli cezaları vermemesi durumunda Bugün, Çekmeköy, Ümraniye, Ataşehir, Sancaktepe, Sultanbeyli, Maltepe, Kartal, Üsküdar, Pendik ve Beykoz ilçeleri dahil olmak üzere İstanbul genelinde imar ve iş yeri denetimlerinde ki aksaklıkların süreceği gibi illegal yapı – işyeri oluşumları da çoğalarak artacaktır. İstanbul’da yaşam daha da zor hal alacaktır. Bugün mevcut iktidar ve ana muhalefet yerel yönetimler ile meclis bu durumda sessiz kalmakta. Tıpkı Marmara Depremi ile diğer depremlerde yıkılan binaların altında kalan canların yok olması ile birlikte geride kalan ailelerin perişan durumda bırakılması gibi. Türkiye sanki yıkımla hiç acı yaşamamış gibi yerel yönetimler böyle yapı bozukluklarına izin vermeleri hayli korkunç. Bu yöneticilerin ve memurların mal varlıklarının takibi yapıldıktan sonra ani yükseliş meydana geldiği dikkate alınırak el koymalıdır.

Yeni yasaya göre; Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görev ve yetkileri arasında yerleşmeye, çevreye ve yapılaşmaya dair imar, çevre, yapı ve yapım mevzuatını hazırlamak, uygulamaları izlemek ve denetlemek, Bakanlığın görev alanı ile ilgili mesleki hizmetlerin norm ve standartlarını hazırlamak, geliştirmek, uygulanmasını sağlamak ve ilgililerin kayıtlarını tutmak yer alıyor. Bakanlık, Cumhurbaşkanınca yetkilendirilen alanlar ile merkezi idarenin yetkisi içindeki kamu yatırımları, mülkiyeti kamuya ait arsa ve araziler üzerinde yapılacak her türlü yapı, milli güvenliğe dair tesisler, askeri yasak bölgeler, genel sığınak alanları, özel güvenlik bölgeleri, enerji ve telekomünikasyon tesislerine ilişkin etütleri, harita, her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planları, parselasyon planları ve değişikliklerini re’sen yapacak, yaptırabilecek ve onaylayabilecek. Bakanlık, başvuru tarihinden itibaren iki ay içinde yetkili idarelerce ruhsatlandırma yapılmaması halinde re’sen ruhsat ve yapı kullanma izni verebilecek.

Yeni yasada belediyelerin, yerel yönetimlerin gelirlerinin bir çoğu merkezde toplanmaya çalışılırken denetimin yapılması ve denetimsizliğin ortaya çıktığı durumlarda nasıl bir cezai müyediye uygulanacağı hala boşlukta. Yani anlayacağınız yiyen yedi, götüren götürdü, minareyi çalan kılıfını hazırlayıp gitmiş durumda. Şimdi görev bağımsız hukukta. Yerel seçimlerde il ve ilçe belediye başkanları, başkan yardımcıları ile meclis üyelerinin seçimi de bu durumlar dikkate alınarak sandığa gidilmeli. Bilinçli, bilgili, duyarlı, bankalarda çeşitli kişilerinde hesaplar açarak zengin olmayı değil, halkını aynı zamanda devletinin geleceğini düşünen, haksızlık karşısında cezalandırıcı yöneticilerin olmasını sağlarken, bu yönetcilerin bu makamları bıraktığında onları koruyan devlet ile yöneticilerin yer alması dileğiyle.

TAMER AYDEMİR’İN DİĞER YAZILARI OKUMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ TIKLA…

–> İdama götüren imar uygulaması…
–> Siyasetten kazanmak mı, kaybetmek mi?…
–> Belediyelerde hala kaçak var…
–> İktidar ve Ana Muhalefetin yereli Kartal’da çöktü!
–> Halden hallere giren zamlara basit tepki…
–> Borçlu vatandaşlar bankalardan dönüyor…
–> Cumhurbaşkanı Erdoğan doğru söylüyor…